23 Ocak 2014 Perşembe

Dikiz Aynası

Yolculuğumuzun bu noktasında biraz soluklanmanın vakti geldi. Hazır şu serin dağ yamacını bulmuşken biraz oturup dinlenelim, geldiğimiz yöne doğru bir bakalım. Durum muhasebesi yapalım. Heybemizi ortaya dökelim, ne var ne yok bir bakalım. Haydi bismillah.

Efendim, bizim bu blog maceramız 2006 yılında başladı. Tarih olarak söylersek, 3 Ekim 2006 Salı gün "Zihni" başlıklı yazı** ile giriş yapmışım bloga. Tabi o zaman burada değil, başka bir adreste idik. Birkaç ay sonra buraya taşındık o yazılarla birlikte. O gün bu gündür çalakalem bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Biomda da* belirttiğim gibi dünya hayatı denen yolculukta şahit olduklarımı buraya yazıyorum. Herhangi bir iddia ile çıkmadım. Zaman ırmağında bizim geçtiğimiz yerlerin bizim penceremizden nasıl göründüğünü merak edenlere küçük bir katkı olur düşüncesi ile yazmaya başladım. Olayları  zaten her türlü iletişim organlarından öğreniyor insanlar. Burada bir sıkıntı yok. Ama o hadiselerin olduğu sırada bizim gibi sıradan bir vatandaş ne düşünmüş, nasıl bakmış, neler hissetmiş. Belki gelecekte birilerine bu bilgiler lazım olabilir. Tabi o zamana kadar bu yazdıklarımız uçup gitmezse. 

2006 dan bugüne kadar 907 yazı yayınlamışım. Bu 908. yazı olacak. 2 yazı henüz taslak halinde bekliyor. Bir türlü bitirip yayınlayamadım. İkisi de 2007 yılından kalma. İkisi de Kur'an-ı Kerim hakkında. 
Bu 908 yayının yıllara göre dağlımı şöyle:
2006 :   12 
2007 : 135 
2008 : 156
2009 : 169
2010 :   73
2011 : 121
2012 : 122
2013 :   99 
2014 :   17
Bu yazıları aylara göre incelediğimiz zaman tam bir dalgalı deniz görünümü veriyor. Bazı aylar hiç yazı girmemişim, bazı aylar neredeyse ful yazmışım. O zamanki ruh halime bağlı olarak inişli çıkışlı bir seyir izlemiş. Sağ yan tarafta "Blog Arşivi" yazan bölümdeki çekmeceleri açarak detaylı inceleyebilirsiniz.

Bu anlattıklarım 9 yıla yaklaşan sürenin özeti. Bir nevi bu fakir kardeşinizin karnesi. Peki siz değerli okuyucularımın karnesi nasıl? Hiç merak ettiniz mi? Ben gün be gün görüyorum buradan sizin karnenizi:


Buyurun. An itibari ile sizin karneniz. Görüldüğü gibi sizin de benden aşağı kalır tarafınız yok. Bizimki dalgalı deniz ise sizinki inişli çıkışlı sıra dağlara benziyor. Erciyas desem benzemiyor, Ağrı desem benzemiyor, Himalaya desem abartı olur. Kendinize has bir grafik çizdiniz bu süre içinde. Sayı ve tarihlerin üzerini kapattım. Sayılarla işimiz olmaz. "Bir"inizi "bin"e değişmem inanın. Hemen hemen dünyanın her tarafından okunuyoruz. Türkiye'den sonra sırası ile ABD, Rusya, Almanya, Fransa, Hollanda, Ukrayna, İngiltere, Azerbaycan, Sırbistan sıralanıyor. En çok okunan yazılar listesi arada bir yer değiştiriyor ama an itibari ile "Kırklar Bahsi" adlı yazı birinci sırada. Onu "Yeşilvadi Faslı" izliyor. Süleyman Efendi'nin (k.s.) huzurunda şeref bulduğum yazı ve Melevan Salavatı yazıları 3 ve 4. sırada. Beşinci sıradaki Kar Günü* yazısı kendimle ilgili. Kar üstünde yürüyüp izini belli etmeye çalışan o fotoğrafın öyküsü ve o zaman içimden geçenleri yazmışım.

Artık farkına vardım ki karma karışık bir blog oldu. Herhangi bir kategori yok. İnsanlar bir yazı veya bir konu arayacak olsa iğne ile kuyu kazmaya razı oluyorlar. Hiç iyi bir durum değil. Belki 1000. yazıdan sonra bugünkü gibi bir değerlendirme yapıp kategorilendirme yapabiliriz. Bu hızla gidersek 2015 yılını beklememiz gerekiyor 1000. yazı için. O zamana kadar kim öle, kim kala. Allah-u A'lem.
Kalın sağlıcakla.

Vesselam...

Hiç yorum yok: