26 Nisan 2014 Cumartesi

Mühim Bir Mesele

"Keşke fotoğraf makinem yanımda olsaydı" diye hayıflandım, tam köprünün ortasında. Zira bugün, Üstad Sezai Karakoç'un bahsettiği "kurşuni" bir sabaha uyandı İstanbul. Yer-gök kurşun rengi. Hatta deniz bile. Asma köprünün direkleri ve telleri bu gri boşlukta kaybolmuş gibi görünüyor. Muhteşem bir manzara. Durup şöyle doya doya temaşa etsek, bizi bile şair yapar bu hava...
Aman hocam, sus ne olur! Ağzından yeller alsın. İsteyenin olsun şiir de, şairlik de. Biz haddimizi bilelim, yola revan olalım. Hem, neydi Yol'umuzun adabı, unuttun mu? Yolda oyalanmak, etrafı seyre dalmak var mı bu kitapta? Yok. O halde; "binip aşk atına hemen sürmeli"

Seher kıyamından sonra Küçükyalı'dan Sütlüce'ye adeta kurşun hızı ile yol aldı bizim düldül. Eşyanın dili olsa da konuşsa. Bi izn'illah, öbür dünyada bize şahitlik edecek atımız da arabamız da. İnşallah.
Bu acele sürüşteki tek gayemiz, ucu Sevgililer Sevgilisi'ne (s.a.v.) ulaşan Kur'an halkalarından birine tutunmaya çalışmak, ondan nasiplenmek, bereketlenmektir. Allah s'ayimizi meşkûr eylesin.

Bugünkü derste Ümit Abi, Bakara Suresi'nin 128-133. ayetlerini talim etti bize. Allah ondan razı olsun. Bu ayetlerde Hz. İbrahim Aleyhisselam ve Âli (oğulları, torunları) ile ilgili bölüm yer alıyor. "Millet-i İbrahim" kavramı kafamda yerli yerine oturdu. "İbrahim'in Dini" olarak tercüme etti. Yani, Hz. İbrahim'in tereddütsüz teslim olduğu hanif din olan İslam Dini.

Bu noktada son zamanlarda tedavüle sokulan dış mahreçli "İbrahimî Dinler" tehlikesine dikkat çekti Ümit Hoca. Fakir de bu konuyu önemsediğim için siz kardeşlerimi uyarmayı boynuma borç bildim. Hakkınızı helal edin.

Aman ha kardeşlerim bu tehlikeli yola girmeyelim. Bizim medeniyetimizin hiç bir döneminde kullanılmayan bu kavram şimdilerde adeta "moda" oldu. Önüne gelen "İbrahimi Dinler(!)"den bahsediyor. Kastettikleri; Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık. Kur'an terazisinde zerre kadar ağırlığı, yeri yok bunun. Hatta birçok ayette tam tersi zikrediliyor. Al-i İmran Suresi 67. ayette açık ve net bir ifade ile "İbrahim'in ne yahudi, ne de hristiyan idi...." buyuruluyor. Söz konusu kavramı bu ayetin ışığına getirdiğmiz zaman zifiri karanlığı ortaya çıkıyor. Bu kavramı bilerek kullanmanın -Allah korusun- itikadî tehlikesi var. Masum gibi gösterilen bir takım düşüncelerin ne kadar tehlikeli olduğunu bilmem anlatabildim mi? Eğer Kur'an'a inancımız var ise (Elhamdülillah iman ettik) Allah indinde yegane din İslam'dır. "Dinler"den bahsedilemez. "İbrahimi Din" İslamdır. Amennâ ve saddaknâ.
Bu güne kadar bilerek veya bilmeyerek bu kavramı kullandım mı acaba, diye düşünüyorum. İşin içinden çıkamıyorum. Zira ilk defa duyduğum bir kavram değil. Daha önce duymuşum demek ki. Nereden ve kimden duydum veya nereden okudum. Tepkim ne oldu, hiç hatırlamıyorum. Duymak bir tarafa konuşmalarımda bu kavramı o anlamda kullandı isem "yandı gülüm keten helva"
Görüyorsunuz insanoğlu ne kadar gafil, ne kadar cahil. Tek çare tövbe etmek ve bundan sonra da o iki kelimeyi yan yana kullanmamak. Kullananları uyarmak da vazifemiz olsun İnşaallah.
Vesselam...

Hiç yorum yok: