21 Kasım 2015 Cumartesi

Ölümcül Önyargılar

"Dünya bizi şaşırtmaya devam ediyor doğrusu" diye başlayan bir cümle kuralım da gerisi gelir inşaallah. Üzerime ölü toprağı serpilmiş gibiyim son zamanlarda. Dünyanın bir cilvesi olsa gerek. Oysa yazacak o kadar şey birikti ki anlatamam. Altında kalacağım diye korkuyorum. Oysa bu mecrada tatlı tatlı paylaşımlarda bulunacaktım, eksene camileri alacaktım, vesilelere sarılıp payitahtın altını üstüne getirecektim, o cami senin bu cami benim ziyaret edecektim, cami bahane deyip muhabbet kervanına katılacaktım... vesaire vesaire. Hiç birisi olmuyor bir türlü. Tembel tenekeyim işte. Hangi işim başa kadar gitmiş ki bu gitsin.

En iyisi, tüm suçu fani dünyaya yıkıp kurtulalım bu ruh halinden. Şaşırtıyor bizi. Hem hayret makamında şaşkına dönmemize neden oluyor, hem de yolda şaşırıp kalmamıza çanak tutuyor her fırsatta. Bu da bizim imtihanımız. Nefes aldığımız müddetçe devam edecek bu anlaşılan.

Bizi hayretten hayrete sevk eden o kadar tevafuk çıkıyor ki önümüze, şaşırıp kalıyoruz. Rüyalar, raslantılar, hadiseler, hepsi biribiri ile bağlantılı. Anlat deseniz de anlatmam mümkün değil. Kapatalım bu bahsi.

Amin Maalouf'u tanırsınız. Hani şu bizim Lübnan'lı Emin var ya ondan bahsediyorum. Onun "Ölümcül Kimlikler" adlı deneme kitabını yeni bitirdim. Doğrusu Mösyö Emin'in deneme kitabının olduğunu bilmiyordum bu zamana kadar. Neredeyse tüm romanlarını okudum. Her birinden müthiş etkilendim. Romanların kurgusundaki örgüye hayran kaldım. Özellikle Semerkand harikaydı. Bir kere daha okusam mı diye düşünmeye başladım şimdi.


Ölümcül Kimlikler 1998'de yayınlanmış. Bu güne kadar nasıl haberdar olmadım hayret doğrusu. Peki nedir konusu derseniz adı üstünde işte bazı kimliklerin ölümcül olabileceğini izah etmeye çalışıyor Amin Efendi. Tabi ki 98 yılındaki şartlarda. O günden bu güne kitapta konu edinen ortadoğu coğrafyasında köprünün altından çok sular aktığı için bu gün de aynı şeyleri düşünüyor mudur diye düşünmeden edemiyorum. 

Aslında kitapla karşılaştığım günlerde beynimi meşgul eden konu son zamanlarda içimizi şu kanatan mülteciler konusu idi. Ölümüne ateşe giden kelebekler gibi gözümüzün önünde insanlar ölüyor, bizler seyrediyoruz. Kavimler göçü tarihte olmuş bitmiş zannediyorduk, meğer daha beterini biz görecekmişiz. Yalın ayak, yapıldak yollara düşen insanlar çaresizlik içinde doğudan batıya doğru akıyor ve biz bakıyoruz. Önlerine çıkan deniz engelini uyduruk tekne ve botlarla geçmeye çalışıyorlar ve netice ortada. Sahile vuran  Aylan'ın fotoğrafını ilk gördüğüm anı hiç unutamam. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Torunuma benzettim o cansız bedeni. Dayanamadım, rüyalarıma girdi, ruh dengemi kaybedecek gibi oldum günlerce. Bu nasıl bir imtihandır Ya Rabbi! 

İşte bu ruh halinde iken çıktı bu kitap karşıma. 1970'lerin sonunda çıkan Lübnan iç savaşında ülkesini geride bırakıp Fransa'ya yerleşmiş bir mültecinin konuya ilişkin görüşleri. Kendisi hristiyan, gittiği ülke hristiyan ama gene de kimlik problemi yaşamış. Ya şimdiki zamanda Suriye'den, Irak'tan, Afganistan'dan çıkıp Avrupa'ya gidip orada huzur bulacağını hayal eden müslümanların hali nice olacak? Zor dostum zor. 


Kitabın ellinci sayfasında yazılanları paylaşmak istedim sizinle. Emin Efendi bir hakkı teslim etmek durumunda kalmış. Takdir ettim. Bunu da demeyebilirdi. Zira batıdan doğuya bakarken hep önyargı gözlüğü takılır malum. Kitabın tamamı göz önüne alındığında bu bariz hissediliyor. Nasıl olmuşsa bu satırları yazarken biraz vicdan yapmış.

Son bölümün başlığı beni iyice irite etti. "Panteri Evcilleştirmek" İşte burada duracaksın Mösyö Amin. Siz kendinizi ne zannediyorsunuz, hangi hakla sizin dışınızdaki bir insan grubunu evcilleştirmekten bahsediyorsunuz. Önceki sayfalarda söylediklerinizin tamamını çürütürcesine böyle bir kelimeyi kullanıyorsunuz? Hatta kitabın ismi konusunda Ölümcül Kimlikler mi? Panteri Evcilleştirmek mi olsun diye tereddütte kaldığını yazmışsın ya, iyice gözümden düştün gözüm. Ne yani bu mu sizin hümanistliğiniz? Allah sizin en vicdanlınızın bile eline düşürmesin kimseyi.

Derken bir haber duyduk ki Fransa'nın başkentinde neler olmuş neler. Fransa tarihine geçen katliamlar. İçini dışını, önünü ardını bilmediğimiz mevzularda görüş bildirmemiz doğru olmaz. Nedir, ne değildir bilmiyoruz. Şaşırdık mı, ben bu dünyada her şeye şaşırıyorum zaten. Ama buna şaşırdım dersem doğru olmaz, göz göre göre bir netice. Senin en insaflı görünen yazarın bile kendi dışındaki insanları "evcilleştirmek"ten bahsederse sonuç bu olur hali ile. İnsanın aklına "Panterin İntikamı" diye bir çağrışım geliyor da, gene de dilimizi tutuyoruz.

Vesselam...


Hiç yorum yok: