9 Aralık 2015 Çarşamba

Marmara İlahiyat Fakültesi Tatbikat Camii


"Camiler" bahsine devam. Bugün sizlere İstanbul'umuzun (evet, bunu bütün dünya duysun ki İstanbul bizimdir. İnşaallah sonuna kadar da bizim kalacak!) Anadolu yakasında, Altunizade'deki Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tatbikat Camii hakkında bilgi ve şahitliklerimi arz edeceğim. Buyurun:

Yukarıdaki fotoğraftan başlayalım. Ecdadımıza has mimari üslupla inşa edilmiş, kubbeli, revaklı, kalem gibi minareli bu cami fotoğrafı artık mazide kaldı maalesef. İstanbul'da ikamet etmeye başladığım 90'lı yılların başından itibaren aşina olduğum Marmara İlahiyat Camii böyle idi. 1980 yılında ibadete açılmış yeni bir camii. Her yolum düştüğünde namazımı bu güzel mekanda kılmaya çalıştım, ayrıca birkaç kere de cenaze namazı için gittiğimi hatırlıyorum. Şu gördüğünüz revakların bulunduğu dış avluda kılınırdı cenaze namazları. 

1999 yılında yaşadığımız çifte deprem felaketinden sonra inşaat standartlarında değişiklikler oldu malum. Yapılar bu standartlara göre gözden geçirildi. Bu güzel caminin de "riskli yapı" olduğu tespit edildi. Özellikle minareleri risk taşıyormuş, hemen yanından geçen ana arter nedeniyle tehlike teşkil ediyormuş. Aynı zamanda bu camii, Anadolu yakasının protokol camii olduğu için konu daha hassasmış. Vesaire vesaire... Uzun lafın kısası 2010 yılına geldiğimizde henüz 30 yaşındaki bu caminin yıkılıp yeniden yapılmasına karar verildi.

Oysa hemen yakınındaki Üsküdar camileri başta olmak üzere ecdadın yaptığı camiler yüzyıllara varan ömürleri ile dimdik ayakta duruyorlardı. Onlara niye bir şey olmuyorda bu cami riskli oluyor, anlamak mümkün değil. Bu konuya girmeyelim en iyisi. 


Bu fotoğrafı 15.05,2012 tarihinde çektim. İnsan hüzünleniyor hali ile. Kepçeler, iş makineleri çalışmaya başlamış, üstte inşaat vinci fırıl fırıl dönüyordu. Altında namaz kıldığımız kubbe büyük bir gürültü ile yıkılıyor, toz yapmasın diye de tankerden su sıkıyorlardı. "Cami yıkılıyor da mihrap yerinde mi acep" diye düşünsek ne çare? Yenisinin yapılmasını beklemekten başka çaremiz yok.

Her yolum uğradığında şöyle bir bakıyordum inşaata. İnşaat tabelasında bulunan çizimlerden pek bir şey anlayamadım bir türlü. Yeni caminin çok değişik olacağı kesindi de, acaba nasıl olacak?

İnşaatı çevreleyen yüksek paravanlar nedeniyle bitmek üzere olan caminin tamamını göremediğimiz için geçen Ekim ayına kadar sürdü bu merakım. 23.10,2015 Cuma günü Cumhurbaşkanımızın katılımı ve Diyanet İşleri Başkanının kıldırdığı Cuma namazı ile birlikte açıldı. Çok arzu etmeme rağmen açılışta bulunamadım maalesef. Ama "en yakın zamanda bir vakit namazı ile biz de kendi açılışımızı yapalım" diye niyet ettim o gün. 


Derken şöyle bir "cıvıltı" düştü twitter ırmağına. Televizyondan aşina olduğumuz Selahattin kardeşimiz caminin dışarıdan çekilmiş fotoğrafının altına "olmamış bu" diye fikrini beyan etmiş. Hani, düşünce ve görüşlerine değer verdiğimiz, yeni yetişen "ağır abi"lerden biri olmasa kendisi, okur geçeriz bu paylaşımı. Geçmedim tabi ki. Geçen gün "durum aciliyet kesbetti" deyip işi gücü bıraktım, çıktım yola. Önce mutad olduğu üzere "Kartal Baba Civarı"na uğrayıp oradaki inşaatın son durumunu gördüm, Abdulfettah-ı Akri Hazretlerinin kabrini ziyaret ettim. Devamında evdeki hesap camiye uymadı, yoğun trafik nedeni ile Marmara İlahiyat Camii'nde cemaatle namaz kılma planım suya düştü maalesef.


Arabayı park edip avluya girdiğimde ikindi cemaati dağılıyordu. Olsun, bir kere daha gelmek için vesile çıktı, diye teselli ettim kendimi. Ağır abimizin "olmamış" dediği görüntü bu. Minarelere mi, kubbeye mi takıldığını anlayamadım. "fikirdir, saygı duyarız" ama katılmak zorunda değiliz. Üstelik sadece dış görüntüsüne bakarak hariçten gazel okuma hastalığını ona hiç yakıştıramadım. Zaten kendisi de bunun farkına varmış olacak ki bugün baktım, twit duruyor ama resmi silmiş. Bunu görünce dayanamayıp "inceden" menşınladım kendisini. Kusura bakmasın.


Biz önce şu güzel şadırvanda abdest tazeleyelim. Güzelliği şu ki, cami girişinin hemen yanında, açık havada, zarif bir abdesthane yapmışlar, labirent gibi orada burada armaya gerek kalmamış. Tasarlayanın ve yapanın ellerine sağlık. 


Camiye girer girmez sağ tarafta benim gibi geç kalanların oluşturduğu cemaate katılıp namazımı eda ettim çok şükür. Gördüğünüz gibi cami oldukça aydınlık. Buna rağmen sütunlara spot ışık verilmesini yadırgadım doğrusu. Gerek yok. (dahilden gazel) 


Namazdan sonra kubbeden başlayarak şöyle bir göz gezdirdim hızlıca. Gerçekten etkileyici bir kubbe. Tamamı çelik konstrüksiyon, helezonik ve onikigen. Bakışınız nöne döne çıkıyor yukarıya doğru. Bir benzerinin olduğunu zannetmiyorum. En tepede, kubbenin merkezinde 6 adet vav (و) harfi nakşedilmiş. Vavların etrafındaki geniş cam daire caminin içini en kapalı günlerde bile aydınlatır herhalde. Etkileyici bir görüntü. Rengi de orjinal. Hoşuma gitti.


Caminin ortasında küçük bir havuz var. Öğrendiğime göre bu "modern" caminin mimarı Hilmi Şenalp, Osmanlı mimarisinin yanında, Selçuklu ve Orta Asya'dan da esinlenmiş, desen ve hatlarda geçmişimizden izler var bu benzersiz mabette. Ferah bir iç mekan. Kürsü-Mihrap-Mimber üçlüsü gayet hoş duruyor gördüğünüz gibi. Başta Hilmi Şenalp olmak üzere emeği geçen herkesten Allah (c.c.) razı olsun.


Üst mahfil hanımlara ayrılmış. Herhangi bir sütre veya perde yok. Bel hizasında şeffaf bir malzeme ile çevrelenmiş. 

Bu camide de ilk dikkat ettiğim detay levhalar oldu tabi ki. Her seferinde bir sürprizle karşılaşmaya alıştık artık. Ataşehir Mimarsinan Camii'ndeki güzelliğe burada da rastlıyoruz. Hatice ve Fatıma Validelerimizin isimlerini hanımlar bölümüne asmışlar. Bu camide ayrıca Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'in amcaları Hz. Hamza(r.a) ve Hz. Abbas(r.a)'ın isimleri de ilave edilmiş. Toplamda 12 levha 12 sütuna yerleştirilmiş. Önceki yazımda söz konusu ettiğim hassasiyete dikkat edilmemiş. Bir bildikleri vardır herhalde. Sonuçta İlahiyat Fakültesinin Uygulama camii burası. İlahiyatçılara tere satacah halimiz yok ya! En iyisi susmak.

Vesselam...

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Selamun aleykum
Güzelim camiye nasıl kıyıldı ve yerine AB uyumlu bir mimari hangi zihniyetle kondu anlayamadım.

Unknown dedi ki...

Bu camide bayildim harbi harbi hastaydim

Alperen Aydın dedi ki...

Bu camii bana ugursuz geldi icinde bayildim.

fff hhgh dedi ki...

Yazıya şuan tevafuken rastladım. Eski camiye bir kere gittim. Yenisine hiç gitmedim şuan resimlerden görüyorum. Şunu söylemeliyim ki, eski o işlevsel cami gitmiş yerine süslü birşey gelmiş. Evet görüntü itibariyle hoş ve ferah, mimarisi de güzel. Lakin eskiden bayanlar için o kadar geniş bir mekan vardı ki. Öğrenciler rahatlıkla oturur Kuran çalışırdı. Şimdiyse dışardan görünen ufacık bir yer bırakılmış... Ben bunu haksızlık olarak görüyorum... Yazık etmişler güzelim camiye...

Ersin Efendioğlu dedi ki...

Eski camiye güzel deyip de şu anki mimariyi beğenmeyenlere GERÇEKTEN şaşıyorum!!