26 Ocak 2016 Salı

Sarıgazi Merkez Camii


Sözlerime "buyurun cenaze namazına" diye başlasam şaşırmazsınız değil mi? "Valla hocam senden öyle 'enteresan' şeyler öğreniyoruz ki artık hiç bir şeye şaşırmıyoruz. Musalla nerede, merhumu hangi camiden kaldıracağız, sen onu söyle" diyeceklere saygı ve muhabbetlerimi arz ediyorum. Şaşırtan ve rahat kaçıran konulara parmak basmaya dilimiz döndüğünce kalemimiz yettiğince devam edeceğiz İnşaallah.

Buyurun önce şu camide öğle namazımızı kılalım o zaman. "Aga! tamam, enteresan dedik de cami diye bizi kültür merkezine getirmen biraz ayıp olmuyor mu? Burası ya bir kütüphanedir, ya alışveriş merkezi, ya da dediğimiz gibi kültür merkezi" yeme bizi! Yanılıyorsunuz, bu resimde gördüğünüz yapı bir camidir, kapıdaki şu iki ihtiyar da namaza gelen cemaattir. İnşaatı yeni bitmiştir, bu yapının yerinde ilk yapılış taaa 1500'lü yıllara dayanan tarihi bir cami vardı, herhalde yetersiz geldiği için yıktılar ve böyle bir "modern" cami inşaa ettiler. Şu soğuk kış gününde sizinle dalga-malga geçtiğim yok.

Öncelikle bundan tam 4 yıl önce, 24 Ocak 2012 Salı günü yazdığım Sarıgazi Bahsi adlı yazıyı bir okumanız gerekiyor. Kırmızının üzerini tıklarsanız yeni pencerede açılacaktır. Kendi çapımızda "fikri takip" yapıyoruz şekilde görüldüğü gibi.


Merakınız belli bir noktaya geldi ise filmi biraz geriye saralım. 4 sene sonra bu sefer camiye farklı bir yoldan gittim. Karlı sokak aralarından hedefte minareler, kart kurt sesleri eşliğinde bata çıka ilerledim camiye doğru. İlginç bir merkez haline geldi şu Sarıgazi. Her türden uç örneği rahatlıkla bulabilirsiniz burada. Sizin dikkatinizi ne çekti? Minarelerin mimarisi mi, tek katlı ev mi, yanındaki gecekondu mu, kapıdaki son model araçlar mı, çatıdaki çifte anten mi, yandaki fransız balkonlu apartman mı? Yoksa hayatından bezdiği omuzundaki çantanın düştü-düşecek olmasından anlaşılan şu önümüzde yürüyen talebe mi?


Cami girişinin genel görünümü de böyle. Tamam; üsluptur, anlayıştır, zevktir, mimari akımdır, falan filan da, ben bundan bir şey anlamadım be usta. Deve desem, değil; kuş desem hiç değil. Kusura bakma. Deneme yanılma yolu ile mükemmele erişeceksen bile bunu camide yapma. Git toplu konut yap, AVM yap orada dene. Böyle cami mimarisi mi olur Allah aşkına. Üstelik bunu yapmak için yıktığın tarihi bir cami idi. Geçmişin izini tamamen silmek için üstüne beton döküyorsan o başka.


2012'deki yazının bir yerinde "demedi demeyin" demişim ya, maalesef aynen gerçekleşiyor o tahminlerim. Sarıgazi isminin belleklerden silinmesi için sanki herkes tembihleşmiş. Yüzyılların "Sarıgazi Merkez Camii" ismi Sancaktepe Merkez Camii olarak değiştirilmiş bir çırpıda. Para veriyor diye tüm insiyatifi bir inşaat firmasına bırakırsan olacağı bu. Sanki apartman adı koyar gibi kocaman harflerle firma isimlerini de en başa yazmışlar. Görmemişliğin bu kadarına da pes doğrusu. Tamam eski camilerde de banisinin ismi yazılı kitabeler var da, bunu gibi "kör gözüm parmağına" kabalığında değil. Kimse kusura bakmasın, birilerinin tarihi caminin yerine böyle bir bina yapma özgürlüğü varsa, ben de böyle hariçten gazel okurum arkadaş!
Bir dahî aşk ile: Vâ veylâ, vâ esefâ


Caminin iç genel görüntüsünü çekmek için yan merdivenden üst kata çıktım. İlk izlenimim olumlu. Ferah ve sade bir iç mekan tasarlanmış. Emeği geçen, hayr-ı hasenatta bulunan herkesten Allah razı olsun. Sünneti üstte kılıp bekledim, imam iftidah tekbirini alana kadar bekledim, fotoğrafı çekip hızla aşağı koştum ki birinci rekatı kaçırmayayım. "Kaçırmadım netekim"


Kubbenin görünümü tek kelime ile harika. Altıgen yapıda, her bir sütunun üst tarafına 4 Halife ve Hasaneyn (radıyallahu anhum ecmain) Efendilerimizin isimleri yazılmış. Alışık olduğumuzun dışında bir hatla yazılmış. Çok güzel, yapandan, yazandan Allah (c.c.) razı olsun.


Aynı şekilde mihrabın sağında Allah (Celle Celaluhu), solunda Muhammed (Aleyhisselam) levhası yazılmış. Teberrüken Efendimiz'in (s.a.v.) güzel isminin yazılı olduğu levhayı yazımızı şereflendirmesi için paylaşıyorum. Allah Teala bizleri kıyamet gününde Muhammed Mustafa'nın şefaatine nail eylesin. (amin)


Camiden çıkarken şahit olduğum bir güzelliği de arz ederek ayrılmak istiyorum huzurunuzdan. Cemaat dağılırken iki Kur'an bülbülü yavrumuz imam efendinin yanına koştular. Elini öpüp dizinin dibine oturdular. Birden çocukluk günlerim aklıma geldi. "Hocadan ders almak" derdik buna biz. Talebe dersinin bulunduğu yeri yüksek sesle okur, hocası onu dikkatle dinler, "galet"i varsa düzeltir, sonunda "geçtin" ya da "çalış" derdi. Geçmişimizi geleceğe bağlayan "bağ"incelse de kopmuyor çok şükür. İman varsa imkan da vardır. Yeter ki biz sebat edelim, sabrı ve hakkı tavsiye edelim.

Vesselam...

Hiç yorum yok: