24 Temmuz 2016 Pazar

Tarihin Yapıldığı Günler

Tarih yapılırken tarih yazılmazmış. Bunu bizzat yaşayarak tecrübe ettik. Hem de ne tecrübe. Yaşadığımız şu son bir haftayı anlatmam mümkün değil. Bu durum herkes için geçerlidir herhalde.

Tarihimizin en büyük kırılma günlerinin içinden geçtik. Ve geçmeye devam ediyoruz. An itibari ile evdeyim. Bugün pazar. Bundan önceki 10 günün özetini yapmak için bilgisayarın başına oturdum ama yapamıyorum. Kafam kazan gibi. 15 Temmuz 2016 Cuma akşamından beri gece meydanlarda, gündüz işte/evde uyanık ve teyakkuzda vakit geçirdim. Bu durumun daha ne kadar devam edeceğini biz bilmiyoruz. Bilenler "sokaklarda nöbet tutmaya devam edin" diyor ve ben/biz bu emre uyuyoruz.

Kısacık askerliğimi hiç nöbet tut/a/madan bitirmiştim. Şimdi tüm nöbetlerimi kaza etme vakti. Vücudum iflas işaretleri verse ne çıkar. Ölmek var dönmek yok. Dinim için, devletim için, vatanım için, bayrağım için can feda etmeye hazırım.

"Bundan sonra babam olsa tanımam" yeminimi bugün itibari ile bir adım ileriye aldım. Bundan sonra gözümün birinde en ufak bir gevşeklik/yavşaklık hissedersem o gözü tereddütsüz oyarım. Bu günden ve buradan bakınca durum bir ölüm kalım mücadelesidir. Ve bizler de bu mücadelenin birinci dereceden objeleriyiz. Öyle kenarda beklemek, tereddüte kapılmak bile ihanet mertebesindedir.

Bu günler de geçecek. Tıpkı son bir haftanın geçtiği gibi. Ama Allah'a zerreler adedince hamd olsun ki düşmanın istediği gibi değil de Allah'ın murad ettiği gibi geçti. Durup dururken hıçkırarak ağlama isteği beliriyor içimden. Gözüm yaşarıyor, etraf buğulanıyor.

İnsanın inanası gelmiyor şu yaşananlara. Rüyada görsek saçma bulacağımız yığınla hadiseye şahit olduk. Hali ile bu acizin kapasitesi alarm zilleri çalmaya başladı. Açıkça söylemek gerekirse psikolojim bozuldu. Dik durmaya çalışıyorum ama çok zorlanıyorum. Gözlerim açıkken uyuya kaldım araç kullanırken. İçimde tarif edilmez bir boşluk var. İki dakika bir köşeye kıvrılıp dinlenmek ne mümkün. İçim geçer geçmez ani sıçrama ile uyanıyorum. Ürkek bir ceylan yavrusu gibi tedirginim. Allah yardımcım/ız olsun.

Ama ümitsizlik yok. Çok şükür Rabbim bizi uçurumun kenarından çekti çıkardı. Bundan sonra daha iyi olacak inşallah. Allah nurunu tamamlayacak.

vesselam...

14 Temmuz 2016 Perşembe

Yeniden

Sanki hiç bir şey olmamış gibi kaldığım yerden yazmaya devam edeceğim. Yani, son yazıyı girdiğim 30 Nisandan bu güne kadar sanki 1 gün geçmiş gibi. Siz de bana yardımcı olun, hiç bir şey sormayın. Yavaştan bir ısınayım, parmaklarım klavyeye alışsın, beynim konsantre olsun, kalbim tatmin olsun... Gerisi kolay. Çorap söküğü gibi gelecektir dağarcıkta birikenler. Bundan emin olabilirsiniz.

Bugün ilk iş olarak blogun görünümünde küçük değişiklikler yaptım. Daha sade bir görünüm olacak bundan sonra. Arşiv ve Etiket listesini kaldırdım. Keza "Popüler Yayınlar" diye bir bölüm vardı onu da uçurdum. Bunlar belki de okuyucuyu gereksiz yönlendiriyordu. Arayan buluyor zaten. Bizim ayrıca şunlar da var dememize ne gerek var?

Artık kasmadan yazmaya çalışacağım. Öyle ağır konulara girip kendimi niye zorlayım ki. Derin sulara dalıp kaybolmaktansa kıyıda küçük kulaçlarla idare etmek benim karakterime daha uygun düşer değil mi? Nihayetinde bu bir günlük. O günkü düşünce ve hislerimi süsleyip püslemeden not edersem amacıma ulaşmış sayılırım.

Tabi ki ana temadan ayrılmadan olacak tüm bunlar. Yani yalan dünyadaki şahitliklerimi geleceğe aktarma gayreti. Sahip olmak değil, şahit olmak. Aynı zamanda şahit toplamak. Bu noktada da camileri merkeze yerleştireceğim inşaallah. "Camideki Hayat"ı yansıtırken günümüz insanına dair her alanda bir şeyler paylaşma fırsatları doğuyor hali ile. Bu yeter de artar bile.

Haydi Bismillah. Yine, yeniden BismiHu.

Allahümeftah bi'l-Hayr, v'ahtim bi'l-Hayr
Rabbi yessir, ve la tuassir, Rabbi temmim bi'l-Hayr

Vesselam...