15 Ocak 2017 Pazar

Kuloğlu Durağı

Bugün Pazar. Hava yağdım yağacağım modunda. Lakin yolcu günler öncesinden kafaya koymuştu. Pazar günü öğle namazını Bostancı Camii'nde kılacaktı. Şakır şakır yağmur da yağsa Bostancı'ya gidilecek. Velev ki yürümek yerine minibüse binilsin. Öyle de oldu. Hem vakit daralmıştı hem de yağmur çiseliyordu. Minibüsten indiğinde ezan başladı. Cami yakın. Yetişme problemi yok.


Son aylardaki tutkusunu biliyorsunuz siz artık. Gittiği her caminin parmak izi niyetine "kubbe izi"ni kaydetmek. Kısa zamanda epey yol aldığını söyleyebiliriz. Tesbihat yapılırken tam avizenin altına oturuyor. Kimseyi rahatsız etmeden kubbenin merkezi, avizenin ortası ve telefonun kamera gözü aynı hizaya getirilip basılıyor düğmeye. Al sana kubbe izi. Milimetrik ayar gerektiriyor bu. Artı/eksi 1 cm hata payı ya vardır ya yoktur. 

Bu camide kubbenin tamamının sığmama nedenini siz de görüyorsunuz. Üst mahfel/ler. Her camide 1 tane olur burada ikilemiş. "Allah Allah enteresan bir durum. Gelmişken şu tarihi camiye yakından bakalım. Belki bloga da yazı çıkar" deyip başladı etrafı kolaçan etmeye.


O sırada cemaat el açmış "amin" diyordu Hocaefendi'nin duasına. 1913 yılında Mimar Kemalettin tarafından yapılan ve sadeliğe ve estetiğe son derece dikkat edildiği her halinden belli olan bu mabedin "imdat" diye haykırdığını işitir gibi oldu o anda. En başta şu mihrabın etrafını çepeçevre kuşatan led ışıkları dikkat çekiyordu. Kenarlar beyaz, üst türbe yeşili. Pencereler de öyle. Yahu hocam buna ne gerek var? Şimdi o ışıklar yanınca ibadetlerimiz daha mı bereketli olacak? Yapmayın bunu Allah aşkına. Sonra şu sağdaki levhaya bak, saate bak. Onların üstündeki florasan lambalar, Her iki taraftaki pencerenin üstündeki tezyinatı kapatan levhalar. Yahu siz Mimar Kemalettin'in hatırasını böyle mi muhafaza edeceksiniz?


Ya şu garabete ne demeli? Her iki taraftaki pencereye de kocaman klima kondurmuşlar. Gecekondu gibi. Yazık değil mi bu güzelim esere? Zaten küçücük cami, duvarlar taş ve kalın. Isınma problemini halı altından çözmüşsünüz. Bir soğutma için ne gerek vardı bunlara? Daha güzel çözümü mutlaka bulunurdu. Şu güzelim ağaç mimberin yanına bu heyulayı koymayı kim akıl etti?


Güzelim camiyi ziyaret ağacına döndürmüşler adeta. Her gelen bir çaput bağlamış. Hele şu plastik rahleler çıktı son zamanda, onlardan bol miktarda alıp camisine doldurmayan imamı dövüyorlarmış(!) Amcanın Kur'an okuduğu rahleden bahsediyorum. Dikkatli bakarsanız mimberin altında üstüste yığılı halde görürsünüz. Böylesi tarihi camilere bir eşya alırken dikkat etmek lazım. Şu güzelim caminin zarafetini, letafetini, sadeliğini ve estetiğini bozmaya kimsenin hakkı yok. Nokta.


Allah aşkına şu görüntüye bakar mısınız? Üzülmekte haklı değil miyim? Aziz cemaati müslimin, bu levhalar tabi ki güzel. Tabi ki kutsal beldelerin fotoğrafları ama onu getirip rastgele camiye asmak zorunda değilsin. Evine as, bir arkadaşına hediye et ama ne olur böyle çirkinliğe sebep olma. Sevgili hocam, sen de ne olur görev yaptığın camiye şöyle alıcı gözle bir bak. Bizim gördüğümüzü sen de görüyorsan indir şu levhaları. Tabi ki levha asılacak ama böyle değil.


Gelelim başlangıç noktamıza. Zamane insanı bu camiye hariçten eşya getirmenin dışında Allah'u A'lem "kaçak kat" da çıkmış. Mahvel üstü mahvel. Maksat ne? Cuma günleri cemaat dışarda kalmasın. İyi de orta katta namaz kılanların huzurlu bir şekilde rukuya ve secdeye gidebileceğini mi zannediyorsunuz? Adam korkar orada abicim. Yapmayın bunu. Kim onay verir buna, hangi mimar/mühendis çizer şu kondu katın projesini? Nereden baksan tutarsızlık.



Yani, kısaca sizin anlayacağınız yazık etmişler bu güzel ve şirin mabede. İçi de dışı da seni/beni yakıyor. Ön tarafta taşın üstüne sıva yapmışlar, taş onu kusmuş. Derisi dökülen yılana dönmüş güzelim yapı. Biri gelmiş numara vidalamış, diğeri caminin ismini lalettayin iliştirmiş diğer tarafa. Pazar pazar insanda huzur bırakmadınız be hocam. Alacağınız olsun. 

Vesselam...

Hiç yorum yok: