14 Mayıs 2017 Pazar

Kuruluş Durağı

Ceddim/iz Ertuğrul Gazi, oğlu Osman Gazi'ye "Ey oğul beni üz, aman ha Şeyh Edebali'yi üzme, onu kırma" diye nasihat etmiş. Eğer yolunuz Bilecik civarına uğramış da Edebali'nin huzuruna çıkıp dua etmemişseniz Ertuğrul dedemizi de, Edebali Efendimizi de üzmüş olursunuz. Aman ha, bu söylediğimi unutmayın. Yeni tünel yapıldı, artık yol Bilecik'in uzağına düştü diye ihmal ederseniz iki elim yakanızda olur, ona göre. Mübarekler mahzun olmasın, en fazla 1-2 saatinizi alır. Mutlaka uğrayın.

İmdi, "ele verir talkını, kendi yutar salkımı" durumuna düşmemem lazım değil mi? Dün özellikle gittim, dolaştım ve yukardaki paragrafı ondan sonra yazdım. Gerçekten huzur veren bir seyahat oldu. Dilerseniz video ve fotoğraflar eşliğinde bir nevi ön rehberlik yapayım size. Buyurun: 

İstanbul tarafından geliyorsanız Vezirhan'dan sonra eski yoldan gitmenizi tavsiye ederim. Bu çıkışı kaçırırsanız problem değil. Ertuğrul Gazi ve Osmangazi tünellerini geçtikten sonra Bilecik çıkışını takip edersiniz. Tünel de tünel ha. Maşallah suphanallah. Şeyh Edebali türbesi şehir merkezinin aşağı tarafında, vadinin içinde. Araba park yeri problemi yok. Cıvıl cıvıl bir park ve muhteşem manzara sizi karşılıyor. 


Ben parktaki huzuru çekerken müezzin efendi üzerine kaymak ekleyiverdi. Tarihi Orhangazi Camii'nde öğle ezanı. "Haydin namaza, haydin felaha" Son derece sade bir cami. İlk dönem Osmanlı camilerine güzel bir örnek. Gösterişsiz ve ferah. 


Sünneti kılmak üzere kalktığımda acayip duygulandım. Bakar mısınız, önümdeki safın tamamına yakını gencecik yavrularımızdan oluşuyor. İşte bu, bir tv dizisi sadece "bir dizi" değilmiş. Bunun gibi daha nice güzelliklere vesile oluyor. Maşallah, bârekallah. Allah sayılarını artırsın. 


Namazdan sonra caminin hemen yanından yukarı doğru çıkan yürüme yolundan Şeyh Efendinin huzuruna çıktık. Her iki tarafı da derin vadi olan bir sırtta türbe. Karşıdaki tepede kocaman iki direk ve ay yıldızlı al bayrağımızın yanında turkuvaz kayı sancağı da dalgalanıyor. Muhteşem. Duygular şelale sayın ziyaretçiler. Dokunsanız da dokunmasanızda göz pınarlarım gevşedi bile. Estağfirullah.


Ah bir de tatlı tatlı rüzgar esseydi, şu iki bayrak nazlı nazlı dalgalanırken fotoğrafını çekseydim, ama olmadı. Şu öndeki kiremit şekli de genellikle selçuklu yapılarında rastlanır Anadolu'da. Selçuklu'dan Osmanlı'ya geçiş mekanı burası. Dirilişin tanığı. Şu dağların taşların dili olsa da konuşsa. (Edeb yahu! konuşmadıklarını kim söylüyor?)


Şeyh Edebali (ks) türbesinin bulunduğu küçük mekanda birçok sanduka var. Sonraki şeyhler ve hazretin yakınları. Burası çok sıkışık olur diye kaygılanmayın hemen yan tarafta hem erkekler için hem kadınlar için namaz kılma mekanları var. Orada oturup yasin-i şerif okuyup ve duanızı edebilirsiniz.


Türbenin kubbesine bayıldım. Merkezde ihlas suresi, etrafında halka halka yıldızlar ve çepeçevre ayeti kerimeler. Sadeliğin zirvesi bence. Yunan işgalinde bu mekanı ateşe vermiş gavurlar. Çok sonra yeniden ihya edilmiş. Gerçekten güzel olmuş, emeği geçenlerden Allah razı olsun.


Türbe yolu üzerindeki şu tek minareyi bir yerlerden gözüm ısırıyor ama nereden? Nereden olacak geçen sene sinemada tek başıma seyrettiğim Ahmet Yenilmez'in "Sevdam Gözlerinde Kaldı" filminin çekildiği mekanlardan biri burası. Sadece minare. Yanında başka yapı yok. 


Aşağı inerken Orhangazi Camii'ni bir de bu açıdan çekeyim diye duvarın üstüne çıktığımda öğretmenleri yavrularımıza diriliş ve kuruluş tarihimizi anlatmaya devam ediyordu. Allah Teala kendisini gelecek nesillere vakfeden öğretmenlerimizin dimağına güç kuvvet versin. Şu manzarayı görünce geleceğe dair ümidim ziyadeleşti. Yeniden dirilişin ayak izlerini duyar gibi oldum. 

Vesselam...

Hiç yorum yok: