15 Mayıs 2017 Pazartesi

Söğüt Durağı

Geçen Cumartesi günü günübirlik Bilecik seyahatimize dair şahitliklerimi paylaşmaya devam ediyorum: Bir önceki yazıda öğle vakti huzuruna çıktığımız Şeyh Edebali türbesini anlatmıştım. İkindi namazını da Söğüt'te, Ertuğrul Gazi'nin huzurunda kılmak şart oldu. Fazla uzak değil. 30 km. Bilecik'ten çıkıp Söğüt'e varmak yarım saatlik yol. Bu arada "daha epey vakit var" diye Bilecik müze ziyareti sıkıştırdık ki, onu bir sonraki yazıda anlatacağım. Şimdi çıkalım yola, ver elini Söğüt.


Şükür ki Söğüt yolu "bölünmemiş" Kıvrım kıvrım uzayan bu geliş-gidişli yolda araç kullanmayı daha çok seviyorum. Ertuğrul Gazi'nin türbesi Söğüt'ün girişinde. Ziyaretçilerle dolmuş taşmış. Kuşkusuz bunda dizinin katkısı çok büyüktür. Her yaş ve her yöreden insanımız gelmiş ceddini ziyarete.


Türbe küçük bir kubbenin altında. Süleyman Şah oğlu Ertuğrul'un sandukası var sadece. Etrafına dünyanın ve ülkemizin dört bir yanından getirilen toprakları sıralamışlar. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Bu toprakları yurt edinmemize vesile olan zatın huzurundayız işte. Allah Teala, mekanını cennet-i âlâ eylesin.  


Halime validemizin mezarı türbenin giriş kapısı tarafında. Tek başına kalmış gibi bir hisse kapıldım. Yanında başka mezar yok.


Arka tarafta Savcı Bey'in mezarı var. O da tek başına ve türbeye en yakın konumda. Dikkat ettiyseniz mermer taşlar kırılmış zamanla. Kim bilir neler geldi başlarına. Buna da şükür.


Akça Koca, Konuralp, Turgut Alp ve diğerleri. Bu yiğitler şu anda "Marmara Bölgesi" dediğimiz coğrafyanın tamamına yakınını fetheden alpler. Abdurrahman Gazi mesela, Sultanbeyli'nin üzerindeki Aydos Kalesini fethedip Bizansın kapısına dayanmış taa o zamanda. Kendisine ait bir türbe de Samandıra'da var da hangisi kabir, hangisi makam onu bilmiyorum. Allah, hepisine rahmet eylesin. Onlara ne kadar dua etsek azdır.


Pazarlu ve Aydoğdu Beylerimizin mezarları ayrı olduğu için videoda çıkmadı. Teberrüken onların da fotoğraflarını çekip koydum buraya. Sonradan yapıldıkları besbelli. Kimbilir eski halleri nasıldı bu mezarların. Belki de şu çayırlık çimenlik gibi gördüğümüz yerlerin altında da kabir vardır. Fazla oyalanmadan kenara çekilmek lazım.

İkindi namazını Söğüt'te bulunan Hamidiye Camii'nde kılmaktı niyetimiz ama olmadı. Onarımda imiş. Merkezdeki Çelebi Mehmet Camii de paravanla çevrilmiş, köklü bir onarımdan geçiyor. İşte bu olmadı. İkisinden biri ibadete açık olsa idi iyi olacaktı. Kubbe izlerini çekmek için yolumuzu bir kez daha Söğüt'e uğratmamız gerekecek. "Ya nasip" diyelim. Namazı yeni yapılan camilerden birinde (Osman Gazi Camii) kılıp yola revan olalım en iyisi. 

Vesselam...

Hiç yorum yok: