15 Haziran 2017 Perşembe

Ezan Durağı

Rasûlullah-sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
Sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabıdır. Yolların en efdali Muhammed’in yoludur. İşlerin en şerlisi muhdes olanlardır. (Dine sonradan sokulanlar) Muhdes olan her şey bid’attır. Her bid’at dalalettir ve her dalalet ateştedir.

Bugün anlatacağım konu biraz hassas. Aslında yazıp yazmama konusunda tereddütteyim. Bilgisayarın başına geçtiğim şu anda bile cümleleri defalarca yazıp yazıp siliyorum. Nasıl başlayacağımı konuyu nasıl bağlayacağımı henüz bulamadım. Ama Ramazan'ın başından itibaren her akşam izlediğim bir yanlışlığı dile getirmediğim her gün içim içimi yiyor. Anlatmam lazım. Lakin mübarek ayda başkalarının kusurlarını araştırıp açıklamak da ne derece doğru? Ya bu yanlışlık hadis-i şerifte geçen "muhdes" tanımına uyuyorsa da mı susmak lazım? En iyisi anlatayım, kararı siz verin:

"Hedy-i Muhammed" Muhammed'in yolu olarak tercüme edilmiş kaynaklarda. Yani Peygamber Efendimizin İslam Dini adına bize bıraktığı her şey. Ne bir eksik ne bir fazla. Namaz, oruç, hac, zekat, ahlak, muamelat... Onlardan biri de Ezan-ı Muhammedî'dir. İlk okunduğunda nasılsa, şimdi de aynı:

"Allâh-u Ekber" (4 kere)
"Eşhedü en lâ ilâhe illAllah" (2 kere)
"Eşhedü enne Muhammed'er-Rasûlullah" (2 kere)
"Hayye ale's-salâh" (2 kere)
"Hayye ale'l-felâh" (2 kere)
"Allâh-u Ekber" (2 kere)
"Lâ ilâhe illAllah" (1 kere)

"Yüzseksen kere de olsa tekrar güzeldir" Şimdi bir kez de sesli ve görüntülü olarak ezan izleteceğim size. Lütfen can kulağı ile dinleyin, zira dikkatinizi ölçüp not vereceğim az sonra:



Ezanı okunurken gösterilen manzara ve cami videolarına dikkat kesilenler sınavı kaybetti. Zira soru oradan çıkmayacak. Ezan bitmeden "nasıl yani" diye şaşkına dönüp yerinden zıplayanlar "bizdendir"
Evet sayın seyirciler, 20 gündür bu ezan böyle okunuyor. İsmi lazım değil (çünkü bizim isimlerle, kişilerle, kurumlarla bir alıp veremiyeceğimiz yoktur, lazım olanlar da zaten alttaki logodan anlarlar) ulusal -hatta uluslararası- yayın yapan bir televizyon kanalımızda ramazan başladığından beri her akşam Ezan-ı Muhammedî 3 "Hayye ale's-salâh" ile okunuyor.

Mesleki merak icabı iftar programı yapan televizyon kanallarını tararken ilk gün rastladım bu duruma. "Nasıl yani?" dedim, yanlış mı duydum yoksa? Gözden kaçmış olabilir, yarın mutlaka düzeltirler, diye düşündüm. Ertesi gün baktım aynı, daha ertesi, daha ertesi derken dün akşam 19. iftar ezanı da zamlı okununca "yeter artık" dedim ve yazmaya karar verdim.

Şimdi bu nasıl bir laçkalıktır arkadaş? Bu ne gaflet, bu ne dalalet? Daha ileri söz etmek istemiyorum, kardeşlerime karşı hüsn-ü şehadetimi koruyorum. Zira süreci az çok tahmin edebiliyorum: Programın yönetmeni ramazana girmeden "ezan klibi" hazırlanması için montajcıya görev vermiştir. Montajcı altta ezan sesi devam ederken üzerine seçilen görüntülerin montajı sırasında "Hayye ale's-salâh"ı bir fazla "insert"lemiş. Kasıtlı yapmıştır demeyelim. Ama muhtemelen ezanda kulağı olmayan bir arkadaş. Hadi o hatalı montajladı, bunu hiç mi kontrol eden olmadı. Eskiden "denetim" diye bir birim vardı. "Altın Makas" yani. Hadi denetim de yok diyelim. İlk akşam yayınlandığında hiç mi kimse fark etmedi bunu? Reji masasında oturan arkadaş ne yayınladığını izlemiyor mu? Hadi reji de uyudu, yahu bu kanalın ana kumandası, yetkilileri ve sorumluları nerede? Kendi kanallarını izlemiyorlar mı? Bu kanalın patronu yok mu? Patronun işi gücü varsa danışmanları ne iş yapar? Dini bir program yayınlıyorsanız dinin kurallarına riayet etmek zorundasınız. Üstelik siz dini hassasiyeti olan muhafazakar bir grubun kanalısınız. Affedilebilir bir durum mu bu?

Peki bu programı izleyenlerin ekseriyetinin de bunu fark edememesine ne diyeceğiz? İlk günden itibaren yoğun bir şekilde kanal aransaydı, telefonlar kilitlenseydi bu laçkalık sürüp gider miydi? İzliyoruz sadece. Benim gibi durumu fark edenlerin çoğu da "amaaan bana ne?" deyip zaplamıştır muhtemelen. Böyle mi sahip çıkacağız "Hedy-i Muhammed"e? "Olsun canım, ne zararı var, "haydin namaza" bir fazla söylenmiş hepi topu" diyebilir miyiz? Asla ve kat'a. Buna kimsenin hakkı da, haddi de yoktur.

Velhasıl "ölmüşüz de ağlayanımız yok" Hızla çürüyoruz, tepeden tırnağa çözülüyoruz, bozuluyoruz. Toplumu veba gibi sardı bu hastalık. Liyakatsizlik, basiretsizlik, gaflet, dalalet kol geziyor. Allah Teala sonumuzu hayr eylesin.

Vesselam...
-----------------------------------
Not: 15 Haziran 2017 günü kaleme aldığım bu yazıyı yayınladıktan birkaç saat sonra geri çektim. Fitneye mahal vermemek için Ramazan bitiminde yayınlamaya karar verdim. Bununla da kalmadım, bizzat gidip program sunucularından biri ile görüştüm, durumu izah ettim. O da sağolsun hemen ilgilendi, televizyon kanalını uyardı. O akşam söz konusu hata düzeltildi. Yani yaklaşık 20 gün yanlış ezan, 9 gün doğru ezan okundu. Maksat hasıl oldu. Ama "laçkalık" la ilgili söylediklerimiz aynen geçerli. Her şey  yerli yerinde olmalı, aksi durum zulümdür. Hepimiz adalet için elimizden geleni yapmalıyız diye düşünüyorum acizane. Saygılar.

Hiç yorum yok: