21 Haziran 2017 Çarşamba

Ruzi Yelda Durağı

Bugün 21 Haziran. En uzun gün. Yani "Şeb-i Yeldâ"nın karşı yakası. "Ruz-i Yeldâ desek yanlış mı söylemiş oluruz acaba? Bu uzun günde uzuuun bir yazı okudum. Mustafa Şahin beyefendi yazmış. Uzun zamandır burada alıntı yazılara yer vermediğimi görünce bir bölümünü sizinle paylaşmaya karar verdim. Aslında Ramazan'ın bu son 10 gününde bendenizin ortalıkta görünmemem lazımdı ama olmadı işte. Bu sene dünya meşgalesi peşimi bırakmadı. Seneye ya nasip. Kim öle kim kala. 

Vesselam...
..............
Biz Müslümanız. Allaha inanırız. Biz kuluz. Kusurluyuz. Allah’ın halifesi olduğumuza inanırız. Bir imtihana tabiyiz. Birbirimizle de imtihana tabiyiz. Diz çökersek, kendimizi dize getirirsek dünyanın en kudretli ordularını, şeytanlık üreten ajanlarını dize getirir, en büyük fitne ateşlerini söndürürüz. Bizim kulağımız tecessüse kapalı olmalıdır. Kötü haberciler, kötülük yayan muhbirler bizi fesada uğratabileceklerini düşünemez olmalıdır. Biz, bize gelen haberlerin kimden geldiğine bakarız. Artık kulak kabartmayalım bu kötücül haberlere. Bu gelinen yerden dönelim. Pandoranın kutusundan bizim ruhumuza şifa olacak bir şey yok.  Bu kutuda dünyamıza, ahiretimize iyi gelecek hiçbir şey yok. Açtırmayalım kutuyu söyletmeyelim kötüyü. Safları sık tutalım ve uygunsuz bozguncular, bu terbiyeyi almayanlar aramıza giremesin, kenarda kalsın. Yeter ki, buradan acilen çıkalım ve telefonumuzda aramadığımız insanlara ve komşularımıza ve sokaktaki herkese Allah’ın selamını verelim. Kalbi kırık olanları bağrımıza basalım. Bu dünya bizim değil. Çıkalım, halıları, kilimleri, ruhumuzu havalandıralım.

Onlar kötü biz iyiyiz olmaz. İyiliğin asabiyesi, kibri olmaz. Allah var, olmaz. Oruç ayındayız, olmaz. Mübarek vakitlerdeyiz. Haremi Şerifteyiz, olmaz. Mevlidi Şerifin Elveda bahrindeyiz. Namaz vakindeyiz. Yönümüz kıble, kıblemiz Kâbe. Sahurdayız, seherdeyiz. Bin aydan hayırlı Kadir gecesindeyiz. Kötülüğe karşı bin aydan hayırlı gecedeyiz. Gidenlere selamdayız, duadayız. Kabristandayız. Şehitlikteyiz. Ramazan bayramındayız. İslam Şeriatına tabiyiz. Şeriat haddir, hakkaniyettir, hukuktur, adalettir. Haddi aşmayalım. İslami düşünceye, İslami hayata nefret aşısı yapanlarla yolumuz zaten ayrıdır. Onlara benzemeyelim. Birbirimize tövbe kapılarını kapatmak haddimize değildir. Öyle konuşmayalım, yazmayalım. Başkasının kötülüğü kalbimizin terazisi olmasın. Başkasının kötülüğü başkasının kötülüğüdür. Onlar kötü ve biz bunu tespit ettik diye iyi olamayız.

Sokak ağzıyla da teyid edecek olursak, kötülüğe doyduk, teşhire doyduk, enformasyona, dezenformasyona doyduk. Kötülüğün ruhlarımızı istila etmesine fırsat vermeyelim. İyi ve güzel olana çağırmaktan, davetten, kötüden, fenadan, çirkinden men etmekten vaz geçmeyelim. Haberler bizi, özgürlük bizi, başarı bizi, kazanç bizi, kazanmak bizi, devlet bizi, toplum bizi, tuz bizi, ekmek bizi, nimet bizi kör etmesin.

Bila bedel iyi olmak diye bir şey yok. Kötülüğü tespit etmek bir şey değil. Çer çöple akıntıya gitmeyeceksek biraz açılalım. Gerçeği görebilmek için bir iki geri adım atalım. Görebilmek mesafe gerektiriyor. Biz açılalım ve bu çarkıfelek burada dönsün dursun.

Hiç yorum yok: