16 Temmuz 2017 Pazar

Akıncılar Durağı

15 Temmuz ihanet/cinayet girişiminin sene-i devriyesi idi dün. Yüce Rabbimiz, ebediyete kadar bizlere böyle bir kabus yaşatmasın. Zor günlerdi, atlattık; lakin benliğimizdeki etkisi halen devam ediyor. Bu etkiyi kelimelerle izah etmek imkansız. En azından kendi adıma şunu söyleyebilirim: Hayatımın kırılma noktası oldu. O günden sonra eski halime dönmem imkansız artık. Kalıcı hasar bıraktı benliğimde. İçimde oluşan bu boşluk mezara kadar benimle gidecek galiba. Unutmam mümkün değil. Arada bir "unutursam kalbim kurusun, kanım çekilsin" diyorum kendi kendime.

15 Temmuz 2016 gecesi 23:00 civarında kendimi sokağa attığımda E5 kapandığı için o zamanki adı ile Boğaziçi Köprüsüne gidememiştim. Nasip değilmiş. Orası o gece "Okçular Tepesi" mesabesinde idi ve önden giden yiğitler o tepedeki nöbet yerlerini bizden önce almıştı. Selam olsun kanı ile, canı ile, teni ile tarih yazan yiğitlere. Biz arka taraflarda bir yerlerde, ilçemizin merkezindeki nöbet mahallinde bekledik vatanımızı. Allah şahittir ki ön saflarda oluşacak boşluğu doldurmak için her an hazırdık. Nasip değilmiş.

15 Temmuz 2017 akşamı kilometrelerce yürümek durumunda kalsak bile şimdiki adı ile 15 Temmuz Şehitler Köprüsüne gitmeyi üzerimize vacip bildik. Akşam olmadan yola çıktık ve çok şükür maksadımız hasıl oldu.


Şu gördüğünüz insan selinin ortasında küçücük bir noktacık da olsa bu fakir de yerini aldı. Bu fotoğrafın çekildiği açıdan bakınca yukarıdan aşağı akan kan kırmızısı bir sel gibi görünüyor. Oysa ben orada yürürken bunu bir "akın"a benzetmiştim. Bakış açısı insanın düşüncesini etkiliyor demek ki. 


Kadın-erkek, genç-ihtiyar, çoluk çocuk bir olmuş, iri olmuş; hedefe kilitlenmiş ve akın akın ilerliyor. Herkes bir birini hem tanıyor, hem tanımıyor. En ufacık bir karışıklık yok. Zamane akıncıları görev başında. Dedelerinin fethettiği toprakları korumak için her an teyakkuzdalar.  "Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/ Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik"


Biz, bir yaz günü kafilelerle yürüyeduralım; Ordusuna "İlerle" komutunu veren Ak Tolgalı Beylerbeyi o sırada havada imiş. Ankara'dan İstanbul'a doğru yol alırken kanat hizasına gelen F16'ya el sallıyor. Hey gidi koca dünya hey!. Çok değil, bundan 1 yıl önce alıcı kuşlar gibi her yerde Cumhurbaşkanının uçağını arayan F16'lar şimdi onun uçağına eskortluk ediyor. Kaderin tecellisi işte.


Bir yıldır bırakın görüntüsünü, sesini bile duyduğumuzda gayri ihtiyari irkildiğimiz bu soğuk yüzlü savaş makinesi yavaş yavaş gönlümüzdeki eski yerini almaya başladı. Onlar bizim gururumuz. Dosta güven, düşmana korku salan şahinlerimiz, kartallarımız. Hainler türlü desiselerle şu güzelim aleti ele geçirip üzerimize bomba yağdırmışsa uçağın suçu ne? İyi ki bu resimleri yayınladılar. 


Ben böyle bir kalabalık görmedim. Bunca yıldır bir sürü mitinge/yürüyüşe katıldım, dünkü gibi bir coşkuya rastlamamıştım, dersem yeridir. İğne atsan yere düşmez. Platformun kurulduğu alana gideyim dedim ama ne mümkün. Bütün girişler tıkanmış. Metrobüs durağına çıkan şu alt geçidi keşfettim sonunda. Santim santim ilerleyerek yaklaşık yarım saatte üste çıkabildim. Öylesine bir sıkışıklık vardı ki insanların vücut ısısı, temmuz sıcağını bastırdı. Allah bir daha bu millete 15 Temmuz gibi bir felaket yaşatmasın, biz bu çifte sıcağa razıyız. Her sene buraya geliriz, şehitlerimizi anarız, ihanet şebekesine ve onun ağababalarına olan kinimizi tazeleriz. Eyvallah.

Vesselam...

1 yorum:

sezai zabun dedi ki...

Yüreğine sağlık kalemine sağlık kardeşim