11 Temmuz 2017 Salı

Elele Zinciri Durağı

28 Şubat'ın ortalığı kasıp kavurduğu günlerdi. Her an yeni bir haberle ruhumuz mengenede sıkıştıkça sıkışıyordu. Önümüz arkamız, sağımız, solumuz kapatılmıştı. Çıkış yolu yok, teker teker "bittim Ya Rabbi!" noktasına gelip kalıyorduk. Bir şey yapmalı ama ne? Çok az kişide cep telefonu var, internet yok gibi, sosyal medya henüz icat edilmemiş. Ama bir şey yapmalı. 

Binlerce insan sırf kılık kıyafetinden dolayı kamudaki işinden oluyor, "başının üstünde örtü var" diye kızlarımız derse alınmıyor, ikna odaları devreye sokuluyor ve biz bir şey yapamıyorduk. Derken bir gün, kulaktan kulağa bir haber yayıldı hızla: 11 Ekim 1998 Pazar günü başörtüsü yasağı zulmünün en şiddetli uygulandığı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi önünden başlayan bir eylem gerçekleştirilecek. Saat tam 11:00'de el ele tutuşarak insan zinciri oluşturulacak. Bu zincir yol boyu tüm ülke sathına yayılacak, herkes bulunduğu yerdeki ana yola çıkıp zincirin bir halkası olacak...

Demesi kolay da nasıl olacak bu. Tüm kardeşlerimizin nasıl haberi olacak. Herkeste araba yok, yol kenarına nasıl gidecek? Aldı beni bir düşünce. Kalpten kalbe giden gizli yoldan bihaber olursan düşünürsün tabi? Sen çık, gerisini kabağın sahibine bırak. 

Çıktık nitekim. Üstelik donanımlı olarak. Elimde o günün "son model"i Hi8 (haysekiz) kamera, çoluk çocuk çıktık E5'e. Aman Allahım! Zincirin bizim semte düşen kısmı çoktan tamamlanmış bile. Edemedik arabaya atladık Kartal yönüne doğru ilerledik. Genç-yaşlı, kadın erkek binlerce insan, yol boyu zincire halka olmuş bekliyor yol kenarında. Ancak Pendik'i de geçtikten sonra Kaynarca civarında kendimize yer bulabildik. Ben hemen üst geçide çıkıp çekim yapmaya başladım. Sonra aşağıdan devam ettim, kah arka taraflarından, kah ön taraflarından çektim. 10 dakikayı aşkın görüntü kaydetmişim. Yanılmıyorsam o görüntüler haber ajansları vasıtası ile tüm dünyaya servis edildi. 

Aradan 19 sene geçti, o görüntüler kaset halinde tozlu raflarda unutulmaya yüz tutmuşken ne oldu da bu zincir konusunu açtım? Onu da siz bulun artık. Bir önceki yazıyı okuyanlar bulmuştur zaten. Ankara'dan İstanbul'a "adalet" için yürüyenler eski defterleri açmamıza vesile oldular. Bu zevatın çoğu o günlerde adaletin zıddı olan zulmü bize reva gören tayfa ile beraberdi. Kemal Alemdaroğlu rektördü mesela. Çıkmışlar adaletten bahsediyorlar şimdi. O günlerde sadece "okumak" isteyen kız çocuklarının ahı arşı alaya çıkarken kıs kıs gülüyorlardı bunlar. 

Neyse, biz zincire dönelim tekrar. Hi8 kasette ham halde duran görüntüleri aktarttım geçen gün. Çok az bölümü hariç hepsini olduğu gibi yükledim yutuba. Dünya çapında ses getiren bu elele zincirinin bizim zaviyemizden görünen kısmını gün yüzüne çıkarttım. Belki birileri orada kendi gençlik, çocukluk, vs. görüntüsüne rastlar bu vesile ile. Muhtemeldir ki, şu videodaki ihtiyarların çoğu aramızdan ayrılmıştır. Allah tüm geçmişlerimize rahmet eylesin. Vaktiniz varsa -ki olsun bir zahmet- videoyu belgesel niyetine bir izleyin: 


Cerrahpaşa'dan başlayan zincir, kopmadan Boğaziçi Köprüsü'nü geçti. Oradan Üsküdar'ı dolanıp E5 karayoluna, oradan da Anadolu'ya doğru yayıldı. Bolu'da jandarmanın müdahalesi küçük bir kesintiye sebep olduysa da bir yandan Hopa'ya, öbür yandan Van'a kadar tüm şehirleri dolaştı. Resmi gayri resmi rakamlar farklılık arz etse de 4 milyon civarında insanın bu zincirde halka olduğu kayıtlara geçti. Bu muazzam bir rakamdı. Halen bu sayıya ulaşan bir eylem olmadı diye biliyorum. Bu zincirin zayıf da olsa bir parçası olmak fakir için en büyük iftihar vesilesidir. O günün şartlarında böyle muhteşem bir organizasyonu gerçekleştirmemiz aslında perşembenin gelişinin habercisi imiş, yaşayarak anladık. 

Tabi o günden sonra ülkede kıyametler koptu. Yüzlerce kardeşimizi göz altına alındı, DGM'lerde yargılandı, tutuklandı. Bu arada birilerinin "başörtüsü teferruattır" deyip işin içinden sıyrılmasının ne sonuçlar doğurduğunu da yaşayarak öğrendik. Bu ülkenin sağduyu sahibi mütedeyyin insanları saf dışı bırakılınca onlara yer açılmış meğer. Derin yara bu, en iyisi deşmeyelim.

Başbakanlık Müsteşarı ve BTK (Başbakanlık Takip Kurulu) Başkanı Yaşar Yazıcıoğlu'nun bu yürüyüş için sarf ettiği şu sözler de tarihe geçti tabi.  

"Bu eylemler, sade bir gösteri ve yürüyüş hakkını kullanmak değil, bu eylemler Cumhuriyet'e karşı başkaldırıdır. Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana gerçekleşen ilk fiili eylemdir. Devlet bu eylemleri geçiştiremez, küçümseyemez, sadece polisiye önlemlere bırakamaz. Sorun hafife alınacak gibi değil. Daha büyük eylemlere kalkışılmadan, mücadele için, devlet topyekün bir anlayışla mücadeleyi daha ciddi bir şekilde sürdürecektir. Bu çerçevede, Cumhuriyet Savcıları, bu eylemlere katılanları Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefetten yargılamamalı. Eğer savcılar, Cumhuriyet'in savcıları ise, bu eylemlere katılanların Cumhuriyet'e başkaldırdıklarını görmeliler."

Vay anasını be, biz neymişiz? Yol kenarında el ele tutuşan dedelerden, ninelerden, kundaktaki bebelerden "terörist" üreten bir Başbakanlık Müsteşarı. Şimdi nerede acaba? O böyle söyler de savcılar durur mu? Basın durur mu? Neler yaşandı neler. Alın size 3 örnek. Eğer linkleri tıklarsanız haberlerdeki üsluba lütfen dikkat buyurun. Şimdi çıkmış mangalda kül bırakmıyorlar. Biz sizin cemaziyel evvelinizi de biliyoruz be!


O gün sadece İstanbul'un Avrupa yakasında yaşanan zulmün bir bölümünün sıralandığı bir yazı buldum. Barışçıl eylem yapmak isteyen insanlara yapılanları bir okuyun, bir de şimdiki yürüyüşte yaşananları düşünün. Bunların yatacak yeri yok. İbret için buraya alıntılıyorum: 

- Elele zincirinin oluşturulduğu bazı bölgeler araç trafiğine kapatıldı. Galata Köprüsü, Eminönü ve Karaköy'de oluşturulan elele zincirini birleştirmemek için yaya trafiğine kapatıldı. Galata köprüsü üstünde balık tutan vatandaşlar, 'eylemci olabilir' endişesiyle bir süreliğine köprüden uzaklaştırıldı.

- Sabah erken saatlerden itibaren panzerlerle geniş güvenlik önlemleri alan polis, başörtüsü sorununun ilk başladığı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde geniş güvenlik önlemi oluşturdu. Vatandaşlar hastane bahçesine alınmadı.

- Polis helikopterle elele zincirinin oluşturulduğu güzergahları havadan sürekli kontrol etti.

- Haseki önüne kadar geniş güvenlik önlemi alan polis Topkapı'dan Çapa Tıp Fakültesi, Fındıkzade, Haseki ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi önüne vatandaşları sokmadı. Gelenlerin bir kısmı gözaltına alındı, diğerleri ise dağıtıldı.

-Eylem güzergahından geçen çok sayıda araç zincire desek vermek için klakson çaldı. Yusufpaşa'dan Beyazıt'a kadar oluşturulan zinciri dağıtmak isteyen polisle, eyleme katılan vatandaşlar sık sık tartıştı.

- Bazı bölgelerde oluşturulan zincir güzergahına sakallı ve başörtülü vatandaşlar 'eyleme katılırlar' diye polis tarafından sokulmadılar.

- Sabah saatlerinde polis ile göstericiler arasında arbede yaşandı. Beyazıt Meydanı kalabalık dağıtıldıktan sonra panzerlerle kapatıldı. Haftasonları kurulan işporta pazarına da izin vermedi. 

- Üniversite tarafına geçmeye çalışanların bir kısmı gözaltına alındı.

- Polis Sultanahmet'e çıkan yolları da kapatarak zinciri oluşturanların oraya gitmesini engelledi.
Polis bazı bölgelerde kalabalığı dağıtmak için köpekleri kullandı.

- Beyazıt'ta beş yaşındaki çocuğu ile birlikte gözaltına alınan bir vatandaş, tüm çabalarına rağmen çocuğunu, kendisini almak için Beyazıt Polis Karakolu'na gelen ağabeyine teslim edemedi.

- Eylemin öğle namazı vaktine denk gelmesi nedeniyle polis bazı bölgelerde camiden çıkan vatandaşları da gözaltına aldı.

- Beyazıt Camii'nden çıkan sakallı yaşlı bir vatandaş polis tarafından feci bir şekilde dövülerek gözaltına alındı.

Eğer bu konuyla ilgili güzel bir çalışma izlemek isterseniz Ülke Tv'de yayınlanan "Özgürlük Zinciri" belgeselini izlemenizi hararetle tavsiye ediyorum.

Vesselam...

Hiç yorum yok: