14 Temmuz 2017 Cuma

Rubai Durağı

Kapıyı çalan kimdir?
Aç bakım gelen kimdir.
Yaram derine düştü,
Belki gelen hekimdir.

Dört dörtlük bir dörtlükle başlayalım, gerisi gelir her hal-u kârda. Bu güzel Şanlıurfa türküsünü üstad Mehmet Özbek'ten dinlemek isteyen şuraya buyursun. Dinlenip demlendikten sonra mutlaka geri dönün ama. Zira Hz. Ali (kerremallâhu vechehû) Efendimiz'den kulaklarımıza küpe olacak dört dörtlük tefekkür vesilesi paylaşacağım bugün. Peki niye bugün? Çünkü bu 4 soru, 4 cevap kıssasını daha dün duydum. "Yazık bana, hayıf bana, vah bana" Sevgili kardeşim Mahmut'un anneciğini ebediyete yolcu etmek için gittiğimiz Tatarağası Camii imamı anlatana kadar bu muhteşem kıssadan habersiz yaşamışım. Cevaplar ilim şehrinin kapsının dudaklarından döküldüğü için mükemmel de, ya sorulara ne diyeceğiz? Bu muhteşem soruları soran zât kimdi acaba? Soruyu soran da cevabı veren de aynı mı yoksa? 

Soruyu soran kimdir?
Bak cevap veren kimdir?
O, dünya dertlerine,
Tabib olan Hekimdir.

Tamam, tamam. Yağmur da yağmadı, şimşek de çakmadı ama bendeniz böyle bir hadsizlik etti. Affola. 

Şimdi gelelim dertlerimize derman olacak Rabia'ya. Dört soru dört cevap. Cenab-ı Allah (öncelikle kendi nefsimi) cümlemizi bu kıssada hisse alıp hayatını düzene koyanlardan eylesin.

- Vacip nedir; vacipten evvel vacip nedir?
- Tövbe etmek vaciptir; günahları terk ise ondan önce vaciptir.

-Yakîn nedir; yakînden yakîn nedir?
- Kıyamet yakındır; ölüm ondan daha yakındır.

- Acayip nedir; acayipten daha acayip nedir?
- Dünya acayiptir; dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir.

- Zor nedir; zordan daha zor nedir?
- Kabir zordur; azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur.

Hiç yorum yok: