9 Temmuz 2017 Pazar

Yürüyüş Durağı

Bu satırları yazmak için anamuhalefet partisi genel başkanının Ankara'dan İstanbul'a yürüyüşünün sağ salim bitmesini bekledim. Ve bu 25 gün süresince "adalet" temalı yürüyüşün kazasız belasız geçmesi için dua ettim. "Adalet" kavramının bir anlamı da eşyanın yerli yerinde olması, olması gereken yerde bulunmasıdır. Öyleyse biz de eğri oturup doğru konuşalım bu yürüyüşün amacına, zikredilen fikirlere katılmasak bile -ki katılmıyoruz- 70 yaşına merdiven dayamış bir siyasinin ideali uğruna 400 küsür kilometre yürümeyi göze almasını ve bunu gerçekleştirmesini takdir etmemiz lazım. Doğruya doğru. Başta birçok yazar-çizer takım bunun mümkün olmadığını, yarı yolda vazgeçeceğini söyledi mi? Söyledi. Sonuç ne? Adam Haziran sıcağında dağları aştı ve İstanbul'a geldi. Buna burun kıvırmanın bir anlamı var mı? 

"Ama" Ama yürüyenlerin amacının üzüm yemek olmadığını da biliyoruz. Allah korusun herhangi bir provakasyon ülkemizi zor duruma düşürürdü. Bir aksilik, bir inatlaşma toplumumuzu gerim gerim gererdi. Zaten başımızda bir sürü dert var, leş kargaları, akbabalar üstümüzde tur atıyor zaten. En ufacık bir fırsat kolluyorlar zaten. Gezi benzeri bir hareketlenmenin nelere mal olacağını kimse tahmin edemez. Zaten yürüyüşe katılan bazı milletvekilleri bile bunun gezinin devamı olduğunu açık etti. Tam bir bıçak sırtı durumu yani. Devlet aklımız ve güvenlik güçlerimizin feraseti ve gayreti tüm şerlilerin oyununu boşa çıkardı. Bence yürüyüşün sağ salim sonlanması tam tersi etki yaptı. Binlerce insanın özgürce yürüyüp yönetimi protesto etmesi hükümetin elini güçlendirdi.  

Bu anlattıklarım işin "Hatice" tarafı. "Netice" tarafına gelince. Orası biraz trajikomik. Kesin bir kudümsüzlük var bunlarda. Sen kalk şu yaz sıcağında, yer yer yağmur altında taaa Ankara'dan İstanbul'a kadar yürü, Maltepe'de hatırı sayılır bir kalabalık topla, herşey düzgün gitsin, sonra en güvendiğin adamlarının (milletvekillerin) attığı tivitlerle rezil ol. Olmayınca olmuyor işte. Miting sırasında önde gelen milletvekilleri bir fotoğrafın altına "breh breh" dedirtecek şeyler yazmaya başladı. Hepsi aynı fotoğraf ama:



"Nasıl yani" dedim ilk baştan. Genel Başkanlarının konuştuğu platform kırmızı renkli, bunların paylaştığı fotoğrafta platform beyaz renkli. Kısa sürede bizim cenahın cengaverleri işi çözdü. Meğer bu "saftirik" vekilllerin paylaştığı fotoğraf 2013 yılında düzenlenen Ak Parti Kazlıçeşme Mitingine aitmiş. Resme biraz zum girince Reis'in posteri görünüyor. Dedim ya bunlar beceriksiz. Yahu o mitinge ben de katılmıştım. Yani CHP mitingi diye paylaştığınız resimde ben de varım. Hatta izlenimlerimi "Safını Belli Etmen Lazım" dedi başlığı altında yazmıştım. Siz ne saf insanlarsınız. Hem kendiniz rezil oldunuz, hem 70 yaşına rağmen 25 gündür yürüyen genel başkanınıza ayıp ettiniz. Hadi, acıdım size "beter olun" demeyeceğim bu seferlik. 

Ve durduk yerde bundan yaklaşık 20 yıl önce katıldığım bir yürüyüş aklıma geldi. İstanbul'dan Ankara'ya ve Türkiye'nin dörtbir yanına doğru oluşturduğumuz insan zincirini hatırladım. O günün şartlarında milyonlarca insanın organize olup elele tutuşması, yollara çıkması, dağları aşması müthiş ve muhteşem bir organizasyondu. O gün çektiğim videoyu buldum çıkınımdan. "Yürüyüş öyle olmaz böyle olur" deyip burada yayınlarsam ayıp olur şimdi. En iyisi bir sonraki yazıya bırakalım söz konusu videoyu. 

Vesselam...

Hiç yorum yok: